AYDINLATMA ARAÇLARI NASIL GELİŞTİ?

  Bilim, Fen, Teknoloji

AYDINLATMA ARAÇLARI NASIL GELİŞTİ?

Güneş sisteminde temel doğal ışık kaynağı güneştir. Gündüzleri açık havada görülen bütün işler için güneş ışığından yararlanırız. Güneş ışığı her otuz santimetre karelik yüzey için 10.000 mumluk bir aydınlanma sağlar. Güneş ışığı olmayan kapalı yerlerde ve güneşin batışından sonra yapay ışık kaynaklarıyla aydınlatmaya ihtiyaç hissedileceği açıktır.
Aydınlatma için kullanılan ilk yapay ışık kaynağı, büyük bir olasılıkla bir meşaledir. Belki de binlerce yıl, insanlar yapay ışık kaynağı olarak meşaleden yararlanmışlardır. Eski Yunanlılar ve Mısırlılar demet halinde bağladıkları ince kuru ağaç dallarını eriyik balmumuna veya zifte batırdıktan sonra tutuşturur, böylece daha uzun süre yanarak ışık vermesini sağlarlardı. Daha sonra, genellikle yuvarlak bir taşın ortasındaki çukura av hayvanlarından elde edilen eriyik yağ doldurularak yakılmış, ışık kaynağı diye bu çok ilkel kandil kullanılmıştır. Romalılar’ın bronz kandilleri, bu ilkel ışık kaynağının daha geliştirilmiş türleri sayılır. 18. yüzyılın sonlarında isviçreli Aime Argand’ın buluşuna kadar, yağ kandilleri ve lambaları sadece yapısal gelişmeler geçirmişlerdi. Argand’ın lambasında, yanan kısım camdan bir mahfaza içindeydi, ilk Hristiyan kiliselerindeki törenlerde, yaygın ölçüde kandiller kullanılırdı. Rönesans döneminde ve daha sonra, evlerin, topluma açık yerlerin, büyük balolar düzenlenen salonların aydınlatılması için kristal avizelerın kullanıldığını görüyoruz. 18.yüzyılın başlarına kadar aydınlatma için yararlanılan başka bir kaynak kömür gazıdır. 1830 yılında Thomas Drummond adındaki bir İngiliz, bildiğimiz tip gaz lambasından çok farklı bir gaz lambasını gerçekleştirdi. Bu lambanın ışığı alelade aydınlatma amacı için çok güçlüydü. Dolayısıyla, spot lambası olarak tiyatrolarda kullanılması daha uygun görüldü.
Gaz lambasıyla aydınlatmada en büyük gelişimin, 1880 yılında Avusturyalı kimyacı Cari Auer von Welsbach (1858 – 1929) tarafından bulunan gömlek olduğunu söyleyebiliriz. Welsbach’in bulduğu gömlek pamuk ipliğinden örülmüş dantelimsi bir yapıda olup, % 99 torium oksid ve % l serium bileşimi bir sıvıya batırılmıştı. Bildiğimiz lamba gömleğinin ilkel bir örneği olan bu gömlek gazın bulunduğu haznenin üzerindeki çıkıntıya oturtuluyor ve bir kibrit çakılarak yakılıyordu.
Geçen zamanla, yapay ışık kaynağı olarak elektrik enerjisinin kullanıldığı noktaya varıldı. Dünyanın belirli bölgelerinde değişik tür yağ ve gaz lambalarının hâlâ kullanılmasına rağmen, giderek bunların yerini flamanlı ampuller, floresan lambaları ve başka tip elektrikle aydınlatma araçları almaktadır.
Elektrikle aydınlatma araçlarına “ark lambası” ile başlayabiliriz. Ark lambasında sivriltilmiş iki karbon çubuk kullanılır. Bunlar uç uca tutturulmuştur. Karbon çubuklardan bir elektrik akımı geçer ve akımın ısısı uçlarda buharlaşır. Karbon buharı ortamından akan elektronların akımı bir elektrik arkı yaratır, bu da parlak beyaz bir ışık verir.
Ark ışığının ticari amaçlarla kullanılması 1878 yılına rastlamaktadır. Bu tarihten öteye, belirli bir süre yaygın ölçüde kullanılmış, özellikle cadde ve sokakların aydınlatılmasında yararlı olmuştur, fotoğrafçılık ve proje çalışmalarında hâlâ kullanılmaktadır.
Daha sonra bulunan bildiğimiz tip elektrik ampulünde , vakum ortamdaki bir flaman bir elektrik akımının geçmesiyle akkor halinde ısınır ve ışıyarak aydınlık verir. Bilim ve teknolojinin gelişmesi sonucu aydınlatma araçlarında bu kadarıyla da yetinilmemiş, tungsten flamanlı elektrik ampüllerinden sonra floresan, cıva buharlı, sodyum buharlı, neon lambalar bulunmuştur.

Bir Cevap Yazın