KRAL HAMMURABİ KİMDİR?

  Tarih

KRAL HAMMURABİ KİMDİR?

Tarih, Babil hükümdarı Kral Hammurabi’nin büyük bir ka­nun yapıcı ve savaşçı olduğunu açıklar. İsa’dan önce 1792 ile 1750 yılları arasında yaklaşık olarak kırk yıl egemenliğini sürdürmüş ve kendi döneminde başkenti muhteşem bir belde haline getirmişti.
Hammurabi’nin kuvvetin geçmediği, etkisiz kaldığı yerde diplomasiden yararlanarak tüm Mezopotamyayı yönetimi altına aldığı bilinmektedir. Yaptığı kanunlar gerçek anlamıyla , adalet kavramına ve kurallarına uygun olup. Asur ve Babil’de nasıl bir adaletin geçerli olduğunu yansıtmaktadır.
Taş bir tablet üzerinde yazılı Hammurabi kanunlarının, 282 maddeyi kapsadığını biliyoruz. Devrin adalet anlayışını ve uygulamayla ilgili gelenekleri de kapsayan bu kanunlar, 1901 yılında Susa’da bulunmuştur. Halen Paris’te Louvre (Luvr) Müzesinde titiz bir muhafaza altındadır.
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, Babil toplumu kesin çizgilerle üç sınıfa ayrılmıştı:
1) Soylular
2) Halk
3) Köleler
Uygulanan adalet, sözkonusu kişinin hangi toplum katından olduğuna bağlıydı. Örneğin Hammurabi kanunlarından bi­ri aynen şöyledir: “Bir soylu başka bir soylunun gözünü çıkarırsa.onun da bir gözü köreltilir. Gene bir soylu bir başka soylunun bir kemiğini kırarsa, suçlu kimsenin aynı kemiği kırılır.”
Suçlu durumundaki kişi halktansa, kanunun tutumu fark­lı olurdu. Hammurabi kanunlarında bu uygulama şöylece belirtilir: “Halktan bir kimsenin gözünü çıkaran veya bir kemiğini kıran bir soylu, ona bir gümüş madeni bağışlayacaktır.”
Kölelerin sözkonusu olduğu durumlarda cezalar da aza­lıyordu. Hammurabi kanunları günümüze göre adalet kavramına pek uygun ve tutarlı sayılmayabilir. Fakat bu kanunlarla belirlenen cezalar, Asur kanunlarının acımasızlığıyla Hitit hukuk ve adalet anlayışının hoşgörürlüğü arasında ortalama bir yer tutar. Üstelik, Hammurabi’nin zamanındaki toplum koşullarına ve Babil’in kendine has ortamına bir göz atmak bu kanunların gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Daha yukarıda belirttiğimiz gibi büyük bir asker ve acımasız bir lider olan Hammurabi savaşa adeta tutkundu. Zamanla bu tutkusu silinmiş, barışın değerini bilen ve bunu ül­kesinin yararına kullanan bir hükümdar olmuştur.Sarayı sa­natçılar, bilge kimseler ve filozoflarla doluydu. Hammurabi’nin yaptırmış olduğu Marduk tapınağı gibi güzel yapılar, benzeri saraylar, Babil’e güzel ve uygar bir şehir görünümü vermişti.
Hammurabi’nin ölümünden sonra ailesi ve hanedanı 150 yıl daha egemenliğini sürdürdü. Ancak onun devrindeki ihtişam ve kudret bir kez daha canlandırılamadı.

Bir Cevap Yazın